ilkogretimturkce
Ana Sayfa Yardım Kayıt
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
09 Şubat 2012, 04:58

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
 | Yazdır | 
Gönderen Konu: Charlotte Kuralı  (Okunma Sayısı 338 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
derinnn
Yönetici
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 641



« : 10 Mart 2010, 21:46 »

Charlotte kuralı
 

Mina Urgan demiş ki; "Ben sahip olduklarımın tadını çıkarmayı öğrendim hayatta. Sahip olamadıklarımın ve olamayacaklarımın acısına ise ayıracak zamanım yok. Hayat çok kısa."


... daha çok şeye ihtiyaç duymak değil, varolanla yetinebilmeyi başarmak onemli olan...

Charlotte kuralı


Charlotte, Paris'te yaşayan çok güzel bir kızdır. O kadar güzeldir ki, saçları şelaleler gibi omuzlarından kollarına dökülür.
Boyu upuzun, bacakları upuzundur. Bir reklam ajansında, müşteri temsilcisi olarak çalışır. İyi para kazanır. Ailesi de çok varlıklıdır hatta. Ben Charlotte'u geçen hafta Paris'te tanıdım. Bu bilgileri almanız, kuralı sorgulamamanız açısından önemli.


Paris'te, bir arkadaşım beni Charlotte'un evine davet etti. Bilirsiniz, insanlar birbirlerinin hayatını merak eder, fark etmeden ve ettirmeden incelerler. Hatta benim en sevdiğim şeylerden biri, sokakta, perdeleri sonuna kadar açık evlere ve orada yaşananlara şahit olmaktır. İnsanın içi, insanlığa ısınır. Dersin ki, "Oh.... Üç aşağı beş yukarı aynı şeyler işte!" Ben de, böyle gözlerle incelemeye başladım biraz önce tanıdığım bu güzel Fransız kızın hayatını. Herkesin evinden yola çıkıp, kendisine varmak mümkün.


Fakat bu evde bir tuhaflık vardı. Her şeyden çok az vardı bu evde... Gerektiği kadar. Mesela, bir şampuan bir sabun. Minnacık bir dolap. İçinde birkaç elbise kazak. Altı yedi ayakkabı.. İki dvd. Beş cd. Ipod. Dört bardak, birkaç tabak. Birkaç mum. En fazla on tane kitap. Hiç ruj yok! Çantasındaymış. Zaten lipstick o da... Hayatta bazen, şaşakalırsın ya. Başa dönersin ya. Bir yerde bir hesaba, olmazsa olmaz diye eklediğin bir kalem birdenbire, tek bir örnekle, kendini siler ya. Öyle oldu bana. Gözlerindeki silik eyeliner dışında, süsü de yok bu kızın. Peki bu kız nasıl böyle kız oldu? Nasıl böyle sade kaldı? Kadın oldu? Dışarıda bu kadar az şeyle, içi çok oldu? Anlayamadım. Çözemedim. Sadelik.. Beni şaşırtan şey, modellik yapacak kadar güzel ve havalı, aynı zamanda varlıklı bir kızın bu hayat seçimi. Olağanüstü... Kendi hayatım, arı kovanı gibi başımda vızıldamaya başladı. Paris sokaklarında beni takip edip durdu bu arılar. Tek çöp bir şey alamadım. Hep sordum: buna gerçekten ihtiyacım var mı? Buna benzer, aynı işi gören bir şeyim var mı?... Koca koca alışveriş merkezleri, bizi kandırmak için birbirleriyle iddiaya girmiş ahtapotlar gibi gelmeye başladı. Kaçtım, kaçtım, saklandım.


Sahip olduklarımın, yarısından fazlasına ihtiyacım yoktu. Hayatı ağırlaştıran şey, seçim çokluğu.
Az şey kadar güzeli yok. Gereği yok. Sonumuz belli.


Banyoda bütün ürünler, dopdolu şişelerle birbirlerini köpürtürken, hiç giymediğimiz kazaklar lüzumsuzca dizilmiş t-shirt'lere dolapta el şakası yaparken, hiç açılmamış kitaplar kendi kendilerine konuşurken... Biz orada olmayacağız. Üstelik onlar da, boşu boşuna bizden başka kimsenin olmamış olacak.


Anladınız değil mi Charlotte kuralını?


Ben de sözü geçenlerde yakın bir arkadaşımdan duyduğum ve çok sevdiğim bir sözle bitireyim.

Zenginlik çok şeye sahip olmak değil az şeye ihtiyaç duymaktır.

 

Kayıtlı
ICEEE
Uzman Üye
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 273


Eğitimli kişi, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır.


« Yanıtla #1 : 10 Mart 2010, 22:00 »

Güzel ve anlamlı bir yazıydı, keyifle okudum.Paylaşım için teşekkürler sayın hocam.

"Bir Dinazorun Anıları / Mina URGAN" okumanızı tavsiye ederim.
Kayıtlı

"Dünya 3 günlüktür.Dün, bugün ve yarın.Dün geçti, yarının geleceği belli değil ; öyleyse bügünün kıymetini bil... "
ICEEE
Uzman Üye
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 273


Eğitimli kişi, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır.


« Yanıtla #2 : 10 Mart 2010, 22:11 »

GERÇEK ZENGİNLİK
Çok zengin bir adam, oğlunu kırsal  bir kesime götürüp ona insanların  ne kadar fakir olduğunu göstermek istedi. Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gün geçirdiler.
  Şehre dönerken baba, ne kadar zengin olduklarının gösterdiği  güvenle oğluna sordu:
‘Yolculuğumuzu nasıl buldun ve bu yolculuktan öğrendiğin ne oldu?
   Teşekkür ederim babacığım, bu yolculuğa  beni de getirdiğin için.
Gerçekten çok şey öğrendim’ dedi. Çocok ‘Bizim evimizde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var.Bizim ancak bahçemizin yarısını kaplayan bir havuzumuz, onların ise kilometrelerce uzayan dereleri var. Bizim bahçemizde ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim taracamız ön bahçeye kadar, onların  ki ise ufka kadar uzanıyor.’
   Ufaklık konuşurken babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi. Çocuk şöyle bitirdi: ‘Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için teşekkür ederim.’
Kayıtlı

"Dünya 3 günlüktür.Dün, bugün ve yarın.Dün geçti, yarının geleceği belli değil ; öyleyse bügünün kıymetini bil... "
derinnn
Yönetici
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 641



« Yanıtla #3 : 11 Mart 2010, 17:25 »

Sizin paylaşımınız için teşekkür ederim ICEEE Hocam..Tavsiyeniz için teşekkür ederim ;ama Mina Urgan'ın Bir Dinazor'un Anıları adlı kitabını okudum..
Kayıtlı
nakkaşe
Çalışkan Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 52



« Yanıtla #4 : 24 Mart 2010, 19:55 »

bir dinozorun gezileri ni de ben tavsiye ederim. ömrümde okuduğum en eğlenceli gezi kitaplarından biri, belki de birincisiydi. öyküler için de teşekkürler
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
 | Yazdır | 
Gitmek istediğiniz yer: