ilkogretimturkce
Ana Sayfa Yardım Kayıt
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
09 Şubat 2012, 05:12

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
 | Yazdır | 
Gönderen Konu: Kadın Olmak (Deneme)  (Okunma Sayısı 273 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Seçil
Seçil
Yönetici
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 631



Site
« : 09 Mart 2010, 21:42 »

KADIN Olmak... (Deneme)
Dünyada ve özellikle ülkemizde kadın olmak... Tüm insani özelliklerle birey olup kadınlığı hissedebilmek, yaşayabilmek... İnsan olarak değer görmek, kadın olarak kabul görmek... Doğal, gerçek yada sipariş üzeri sevgilerin yanısıra yada haricinde saygı görmek... Tüm kadınların aleni yada bastırılmış istekleri değil midir bunlar? Tüm kadınların, en azından insan olarak hakkı değil midir?

İnsanlık tarihinin başlangıcından günümüze süregelen bir misyonlar çerçevesi... Kadın doğurgan, kadın fedakar, kadın yuvayı kuran dişi kuş... Zaman ve tabularla kadın namus bekçisi, kadın namus timsali, kadın namussuz... Kadın baskı altında, kadın ezik... Kadın öğretilmiş, kadın sindirilmiş.... Kadın kadınlığından habersiz... Kadın kadınlığının inkarında... Yada kadın isyanda ve hatalı yansımalarda... Kadın baskılar altında patlamış, kadınlığını kirletmiş... Özetle kadın kişilik karmaşasında, kimlik bunalımında ve kendini arayışta...

Kadın tüm karmaşasında, bunalımında ve arayışında bölük pörçük... Üzerine giydirilmiş, belki bir boy büyük yada bir boy küçük gelen görev ve misyonların altında... Kadın başkalarının yazdığı senaryolarda baş kahraman, aslında figuran... Kadın, hayatının iplerini elinde tutmaya çalışan ama bazen görünmez iplerle bazense somut iplerle başkalarının ellerinde...

Kadın cinsiyet etiketinin altında.... Kadın damgalı... Kadın çok isimli... Tüm dillerde, tüm dinlerde... Özellikle ülkemizde, özellikle dinimizde... Baş tacı görülen, yürekten sevilen ama yine de insanlık ve kadınlık hakları çiğnenen... En ufak bir ‘yanlışında’ uçurumdan sürüklenen... Göreceli yanlışlara kurban edilen... Kadın terkedilen, kadın aldatılan, kadın cinsel bir objeymiş gibi kullanılan... Kadın destekleniyormuş gibi görünmesine rağmen kösteklenen... Kadın bir eksik etek... Kadın eli hamurlu... Kadın tekdüze misyonlu... Kadın kalıplı... Kadın kalıpları kırınca kötü...

Kadın, genç kızlıkla kadınlık arasındaki ince çizgide... Kimisine göre cinsellikle kimisine göre evlilikle gelen bir kadınlık... Kadın denilmesi bir tabu.... Kadın kelimesi ürkütücü... Henüz evlenmemiş yada hiç evlenmemişler ileri yaşlarına, belki de yaşlılıklarına rağmen hala genç kız... Gerçekten sevmeden cinselliğe adım atmam diyenler her yaşta kız... Evlenmemiş ama cinsel kadınlığını yaşayanlar mecburi göstermelik bir kız... Çünkü kadın kelimesi bir etiket, alına vurulan bir damga... Kadınlık yaşanamayan, taşınamayan... Erkeklerin asla bilemeyeceği, hissedemeyeceği ağır bir yük...

Kadın her rolde, her kimlikte... Kadın ya hanım hanımcık, uslu ev kızı yada evinin namuslu, ideal kadını... Kadın kalıplarını kırınca özgür ve bazen de kötü... Kadın bazen saygı duyulan, yürekten sevilen bir anne... Kadın bazen uğruna sevdalar yakılan sevgili... Kadın bazen sevilen, sahiplenilen, hatta baskı altında tutulan bir kız çocuğu... Kadın bazen maddi manevi çıkar aracı... Kadın etinden, sütünden, emeğinden faydalanılan... Dişiliği kullanılan, duyguları sömürülen... Bazense kadın ellerin kiri, bedenlerin teri, tutkuların esiri... Kadın bazen cinayet sebebi, bazense faili meçhul bir ceset... Kadın töre kurbanı... Kadın hayat kurbanı... Kadın hep vebal altında... Kadın günah ve sevapların sürüncemesinde...

Dünyada ve özellikle ülkemizde kadın olmak... Bireyliğini ilan edip, dimdik ayakta durmak, kadınlığını hissedip yaşamak... Çok zor... Ama imkansız değil... Tabuları yıkarcasına, kafalardaki örümcekleri dağıtırcasına bir mücadele gerek... Kadınlık adına.... İnsanlık adına... Erkeğin olması gereken desteğiyle, saygısıyla, anlayışıyla... Ama önce kadının kendi isteğiyle... Kadının kendini tanıması, farketmesi ve aşmasıyla...
Funda GÜLSEVEN
(antoloji.com)
Kayıtlı

“Ben yine sevinçten ve coşkudan yana
Bildikleri gibiyim dostların
İki çiçek büyütüyorum
...
Bir gürültülü kokusuyla fesleğen
Bir de haykıran moruyla menekşe
Suladıkça diyorlar ki bana sessizce
Aşkı tutsak edersen cüzdanlara çeklere
Suların ışıklı türküsünü
Bir daha taşıyamazsın çiçeklere”
ICEEE
Uzman Üye
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 273


Eğitimli kişi, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır.


« Yanıtla #1 : 09 Mart 2010, 22:43 »

Önce eğitimle. Göz kırpan
Paylaşım için teşekkürler.
Kayıtlı

"Dünya 3 günlüktür.Dün, bugün ve yarın.Dün geçti, yarının geleceği belli değil ; öyleyse bügünün kıymetini bil... "
seçkintürkçe
Paylaşımcı Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 22



« Yanıtla #2 : 09 Mart 2010, 23:02 »

güzel bir deneme. özellikle kısa cümleler ritmi arttırmış. yazıyı okurken aklıma günün anlam ile ilgili çok güzel bir konuşma olabileceği geldi. özelikle güzel bir slayt eşliğinde yapılırsa çok daha güzel ve etkileyici olur. bir çok konuya değilmiş akıcı bir yazı. yazanın eline sağlık. Gülümseme
Kayıtlı
memysr
Çalışkan Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 62


« Yanıtla #3 : 10 Mart 2010, 18:56 »

2010 yılında toplumumuzda çalışan ya da çalışmayan,eğitimli ya da eğitimsiz bütün kadınların  sadece kadın oldukları için yaşamak zorunda bırakıldığı durumlar var.Bunun için üzgünüm.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
 | Yazdır | 
Gitmek istediğiniz yer: