ilkogretimturkce
Ana Sayfa Yardım Kayıt
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
09 Şubat 2012, 15:29

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
 | Yazdır | 
Gönderen Konu: kitap okutma ve ders işleme tekniği ile ilgili yardım  (Okunma Sayısı 3356 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
sekercibayram
Paylaşımcı Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12


« : 30 Ekim 2009, 20:09 »

Arkadaşlar merhaba. öğrencilerinize belli bir süre ve kitap adı verip bütün sınıfın aynı kitabı okumasını mı yoksa liste verip tercihlerine göre mi okumalarını sağlıyorsunuz? bıu konuda hep çelişkiye düşüyorum, fikirleriniz ve uygulamalarınızla bana ayrıntılı yardımcı olabilir misiniz? Bir de dersleri tekdüzelikten nasıl kurtarıyorsunuz? metin oku, etkinlik yap vb. çok klasik geliyor bana. farklı uygulamalarınız varsa anlatabilir misiniz? aslında beş saati nasıl işlediğinizi yazabilirseniz sevinirim. ben sistemi oturtmakta zorlanıyorum. çoçuklar etkinliklerden sıkılıyor, yapmasam geçsem birçoğunu, bu kez de müfredat dışı hareket etmiş olurum diye endişe duyuyorum. yardımlarınızı beklerim, özellikle Oğuz Hocam ve Özer Hocam sizlerden, çünkü çok renkli öğretmenler olduğunuzu ve farklı yöntemler uygaladığınızı düşünüyorum. şimdiden teşekkürler, iyi çalışmalar
« Son Düzenleme: 31 Ekim 2009, 00:35 Gönderen: Oğuz AKKAŞ » Kayıtlı
Oğuz AKKAŞ
OğuzAkkaş
Site Sahibi&Yönetici
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3724


www.ilkogretimturkce.com


Site
« Yanıtla #1 : 31 Ekim 2009, 00:05 »

Öğretmenim öncelikletakdir edici sözlerinizden dolayı teşekkür ederim. Eminim ki birçok üye arkadaşımız çok farklı, yaratıcı etkinliklerle derslerini daha faydalı kılıyorllardır ama sanırım iletiniz doğrudan benden ve Özer Hoca'dan cevap bekler gibi göründüğü için kimse cevap yazmamış henüz.
Şunu belirtmeliyim ki farklı ortamlardaki sohbetlerde ve site içi paylaşımlarda farklı yöntemlere oldukça önem veiyorum ve bu konuda birçok düşünceden faydalandım bugüne kadar.Sitemizde "farklı yöntemler" bölümü çok ilgi görmesine rağmen ppaylaşımın azlığı beni de şaşırtıyor aslında.
Benim sorunuza verebileceğim cevaba gelince aslında her yıl tecrübe ile birlikte insan farklı yöntemler kullanıyor diyebilirim.(Meslekte tecrübenin önemine inanan bir insanım.) Mesela önceki yıllarda yaptığım bir etkinliği sonradan yapmayabiliyorum.
beş saat dersin işlenişi ile ilgili olarak; önceki yıllarda birçoğumuzun yaptığı gibi iki saat metin işleme(Okuma,anlama, yorumlamabecerisi) iki saat dil bilgisi ve bir saat de şiir dinletisi etkinliği yapıyordum. Bu yıl sadece 7. sınıfların derslerine giriyorum ve dil bilgisi konuları fazla değil, bunun yanında pasifik yayınlarının kitapları da bence okuma, anlama, yorumlama için faydalı bir kaynak değil.Dolayısıyla ben bu yıl yine bir saatimi bir hafta önceden belirlediğimiz şairlerin şiirlerinden oluşan (öğrenciler şiirleri kendileri seçiyorlar.) şiir dinletisine ayırmaya devam ediyorum. Bu dersin çok faydasını gördüm. öğrenciler şairleri tanıdılar, şiirler beğenip kendiliklerinden ezberlemeye başladılar.İlk zamanların en tutuk öğrencileri şimdi "bende de güzel bir şiir var hocam, seslendirebilir miyim?" diye ısrarcı olmaya başladılar.
Bu derslerde zaman zaman her hafta alfabenin bir harfiyle başlayan atasözleri de araştırdığımız oldu.
Bu yıl dediğim gibi kitaptaki metinlerin üzerinde fazlaca durmuyorum ki atladığım metin sayısı da epey olacak yıl sonuna kadar. bunun yerine ilk kez bu yıl "zeka küpü yayınlarının" anlam bilgisi kitabını aldırdım öğrencilere, okuma, anlama, yotumlama ve dolaylı olarak SBS hazırlığı da bu yolla vermeyi düşünüyorum. Dil bilgisi dersleri de ki dediğim gibi 7. sınıflarda fazla konu olmadığından daha fazla etkinlikle geçiyor. Kimi zaman sözlü , kimi zaman yazılı etkinlikler.
Bundan başka öğrencilere kesinlikle kartona ödev hazırlama görevi vermiyorum. sekiz yılda gördüğüm kadarıyla hazırlanan o ödevleri ne hazırlayan okuyor ne de duvara asıldığında sınıftaki diğer öğrenciler...
Bunun yerine sununmlara çok önem veriyorum. Sınıf karşısında konuşabilme, bir konuda detaylı bilgi verebilme, jest ve mimikleri kullanabilme kazanımlarının dersimizle daha ilintili olduğu görüşündeyim.Bu sayede sus pus olan birçok öğrencim şu an susturulamaz durumdalar:)
Bir de ders içi etkinlik notu hakkında , birkaç yıldır uyguladığım bir yöntem var(mutlaka duyanlar ve uygulayanlar vardır.)
Sene başında tüm öğrencilere sözlü notu olarak 100 puan veriyorum. daha sonra ödev yapmamak, parmak kaldırmadan konuşmak, argo sözcük kullanmak gibi ihlallerden daha önceden kararlaştırılmış puanları düşüyorum. bunun  için bir öğrenci görevlendiriyorum ve benim belirttiğim kişilerden bu puanları düşüyor. Bunun faydaları hayatında Türkçe dersinden hiç 100 puan almamış bir öğrenciye aslında bu puanı almamın imkansız olmadığını göstermiş oluyorsunuz hem de sözlü notlarında ne kadar tarafsız olduğunuzu hak edenin hek ettiği notu alacağını sene başından vurgulamış oluyorsunuz. yani öğrenci parmak kaldırmadan konuştuğunda cezasını biliyor. Notunu sürekli takip edebiliyor gibi...(Bu sistemde olağan üsütü bir durum olmadıkça not yükseltme yok. Not yükseltmeli sistyem için işe 50 puanla başlayıp yaoılan ödevlere, derse katılımlara, güzel davranışlara belirlenen bir puan verilebilir. Bunun motive edici yönü daha iyi aslında.Be genelde ikinci dönem 50 'lik sistemi uyguluyorum.
Ben orta okuldayken çok sıkıcı Türkçe derslerim olmuştu. kitaba bire bir bağlı kalan öğretmenler yüzünden en sıkıcı ders Türkçe oluyor maalesef oysa beş saat ders ve konuşma, dinleme, yazma, okuma kazanımlarının beklendiği bir ders nasıl sıkıcı geçebilir? Çocukların dilinden konuşmak, onalrı anladığınızı , onlara uzak olmadığınızı hissettirmek aslında işin özü.
Dört sınıfımda da tek bir öğrenciyi ayrı tutmadan samimiyetle şunu söyleyebilirim ki hepsi Türkçe dersini iple çekiyorlar ve derse girer girmez gözlerindeki o heyecanı, o mutluluğu görmemek için kör olmak gerekiyor.
Dersimiz hayatla bire bir ilgili müthiş bir ders , yeter ki öğrencileri kurallar altında ezmeyelim , onları işin içinden çıkılmaz formüllere boğmayalım.Onlara daha fazla söz hakkı vererek , daha sosyal konular içinde dillerini kullanmayı öğretelim ki ilköğretimde bizden istenen de budur aslında.
Kitap konusunda benim yaptığım öğrencilerden beğendikleri ve önerdikleri kitapların listesini almak ve bunları tedarik ederek okumalarını takip etmek şeklinde...
Bunu yanında bir de ayda bir yayınlanan bilim, gezi, coğrafya, bilgisayar, futbol, oto dergilerinden sınıf için alarak dönüşümlü okumalarını sağlamak ki bu dergileri ellerine aldıklarında ve  dergilerden çıkan eşantiyorlar için kura çekerken bilemezsiniz nasıl heyecablanıyorlar.
Şu an toparlayabildiklerim bunlar , umarım bişr tane de olsa farklı fikir verebilmişimdir.
Tüm arkadaşların fikirlerini öğrenmeyi ben de çok isterim ...
saygılar.
Kayıtlı

Bildiklerini anlat ama akıl vermeye kalkma.
İyi Paylaşım Bir Teşekkürü Hak Eder...
imeros
Çalışkan Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 95


« Yanıtla #2 : 31 Ekim 2009, 09:39 »

Öncelikle Oğuz arkadaşımı paylaşımın önemini ve değerini gösterebildiği için kutlamak isterim.Ders işleme tekniği konusundaki düşüncelerine tamamen katılıyorum.Sadece kılavuz kitaplarına bağlı olarak Türkçe dersi işlemeye çalışırsak oldukça sıkıcı bir ders haline geliyor .Ben MEB'in kitaplarını kullanıyorum ve çoğu zaman metinleri okumaktan zevk almıyorum.Öğrencileri düşünün artık.Ben kitaptaki metinlerin yerine metnin konusuyla ilgili daha eğlenceli metinler getiriyorum derse.Grup çalışması yaparak öğrencilere yıl boyu işlenecek konuları paylaştırıyorum.Tüm etkinlikleri öğrenciler yaptırıyor.Ben de gereken yerde müdahale edip,konuyu toparlıyorum.
Şiir etkinliğini ben de yapıyorum ve oldukça faydasını gördüm.Bir ders saatinde, şiir,hikaye,kendi seçtikleri okumaktan zevk aldıkları ve "bunu arkadaşlarım da okumalı,bilmeli."diyebilecekleri metinleri getirip okumalarını sağlıyorum.Bir de yaptığımız işin ciddiye aldığımızı göstermek de çok önemli diye düşünüyorum.Verdiğimiz görevlerin takibini yapıp değerlendirme yapmak dönüt alma açısından önemli.Görev verip sadece bir notla değerlendirmek yeterli olmuyor çoğu zaman.Öğrenciler de yaptıkları karşısında takdir görmek,beğenilmek istiyor.Kendilerine güvenmeyi öğretmek en başta kazandırmamız gereken davranış olmalıdır diyorum.
Kayıtlı
sekercibayram
Paylaşımcı Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12


« Yanıtla #3 : 01 Kasım 2009, 15:15 »

Oğuz öğretmenim öncelikle size sonra da yardım isteğime cevap yazan diğer arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. Bir kişinin yardım talebini bu kadar ciddiye alıp uzuzn uzun yanıtlar vermeniz ne kadar insani bir davranış.kusura bakmayın kaç gündür sağlık sorunlarım nedeniyle teşekkür edemedim size  ancak şimdi fırsatım oldu. verdiğiniz öneriler gerçekten güzel. sözlü notu uygulaması çok hoş hemen başlamak istiyorum ben de.yaptırımımız yok öğretmenler olarak bari böyle kişisel ufak yaptırımlarımz olsun. derslerde öğrencilerin izinsiz konuşmaları, görevlerini yerine getirmemeleri gibi pek çok şey beni üzüyordu ve bunların doğrularını hatırlatmaktan yoruluyordum açıkçası, bu yöntem güzel olacak. merak ettiğim bir şey var, şiir dinletisi derken çok ciddi mi yapıyorsunuz yani slayt, fon müziği, fon görüntüsü falan yoksa sadece ezbere okuyorlar mı? bu etkinliği de yapacağım. ben sadece panoya haftanın şiiri ve öyküsü bölümü yapmıştım her öğrenci sırayla bir şiir bir öykü getiriyor ve asıyordu. bunun da takibi  zor oluyor ve kimse geçipte okumuyordu aslında, sizin yöntem çok daha faydalı. süreli yayın takibi yönteminiz de çok güzel cidden. şu ana için benim fsrklı pek yöntemim yok olsa sizden istemezdim zaten:) ama bulursam mutlaka paylaşırım sizinle. benim sorumu ve sorunumu bu denli önemsediğiniz için size çok çok teşekkür ediyoerum. ne mutlu ki sizin gibi meslektaşlarımız var. iyi çalışmalar arkadaşlar.
Kayıtlı
tılsım
Paylaşımcı Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 31

VAKİT BAHARA VURAN DA...


« Yanıtla #4 : 01 Kasım 2009, 19:12 »

  MERHABA
ARKADAŞLAR DERS ANLATIŞ ŞEKİLLERİNİ ANATMIŞLAR.BEN DE BAHSETMEK İSTEDİM.BEN İK OLARAK HER DERSİMİN 5 DAKİKASINI SERBEST ZAMAN OLARAK DEĞERLENDİRİYORUM.ÖĞRENCİLERDEN O GÜN ,HAFTASONU  BAŞLARINDAN GEÇEN İLGİNÇ BİR OLAYI,O GÜN İZLEDİĞİ HABER HAKKINDAKİ YORUMLARINI ALIYORUM.ELEŞTİREL DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME ADINA ÇOK İYİ OLUYOR. BİR DE SÖZ DEFTERLERİ VAR TUTMALARINI İSTEDİĞİM.BU DEFTERE BİR ŞİİR,HİKAYE,GÜZEL BİR SÖZ  (TABİ İGİLERİNİ ÇEKEN )YAZMALRINI VE  BUNU SINIFTA PAYLAŞMALARINI SAĞLIYORUM.HATTA KISA OUYNLAR VARSA ONLARI BİLE ALIYORUM.ÖĞRENCİLERİMDEN BAZILARI BU SENE KENDİLERİ YAZIP KENDİLERİ OYNUYORLAR.
  DEFTERLERİNİN BİR DÜĞER YÜZÜ DE SÖZ HAZİNESİ OLUYOR.YENİ ÖĞRENDİKLERİ KELİMELERİ ORAYA YAZIYORLAR.

   BEN DİL BİLGİSİ KONULARINDA HEP OYUNLAŞTIRMA YÖNTEMİNE GİDİYORUM.ÖRNEĞİN 8 LERDE FİİLİMSİ KONUSUNU İŞLİYORUZ.KONUYU ANLATTIM ÖNCE.SONRA İKİŞERLİ TÜM ÖĞRENCİLERİ ÇIKARDIM.BİRİSİ BİR HAREKET YA DA BİR CANLANDIRMA YAPTI,DİĞERİ ONUN YAPTIKLARINI FİİİLİMSİLER KULLANARAK İFADE ETTİ.YA DA SIFATLAR KONUSUNU İŞLERKEN SINIFI  BİR ANDA MANAV,TUHAFİYE,KASAP,PAZAR ORTAMINA ÇEVİRİYORUZ.BİR KERESİNDE  ŞÖYLE BİR ŞEY OLDU.TAHTAYA KALKMAYAN ,SINIFTA DA ÖYLE BİLİNEN BİR ÖĞRENCİM DEDİ: "ÖĞRETMENİM BEN PAZARCI OLABİLİR MİYİM. ÇOK İYİ YAPARIM."O KADAR  DA GÜZEL OLDU Kİ.SEBZELERİN ÖZELLİKLERİNİ SIFATLARLA ANLATTI.MEĞER ÇOCUĞUN BABSI DA PAZARCIYMIŞ.YAŞAMIN İÇİNDEN ŞEYLERLE DİL BİLGİSİNİ İŞLERSEK ÇOK ZEVK ALIYORLAR.
    KİTAP KONUSUNDA BEN KENDİM ALDIRIYORUM.6.SINIFLARA GÜLTEN DAYIOĞLU BİR DE PEK BİLNMEYEN AMA ÇOK İYİ KİTAPLARI OLAN BİLGİN ADALI NIN KİTAPLARINI ÖNERİYORUM. 7' LERE TOPRAK ANA,8 'LERE BU DÖNEM ÇALIKUŞU,YABAN;İKİNCİ DÖNEM DE DÜNYA KLASİKLERİ OKUTACAĞIM.
     
Kayıtlı
Oğuz AKKAŞ
OğuzAkkaş
Site Sahibi&Yönetici
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3724


www.ilkogretimturkce.com


Site
« Yanıtla #5 : 01 Kasım 2009, 22:00 »

Hocam şiirler için mümkünse diz üstü bilgisayar ve fon müziği ile yaptığım dersler oldu çok, amaç dışına çıkılmasına izin vermezseniz müziği mutlaka kullanmanızı öneririm.
Kayıtlı

Bildiklerini anlat ama akıl vermeye kalkma.
İyi Paylaşım Bir Teşekkürü Hak Eder...
stern_50
Paylaşımcı Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 41


« Yanıtla #6 : 15 Kasım 2009, 00:04 »

çok kıymetli meslektaşlarım inanın paylaşımlarınız muhteşem ve faydalı olmuş özellikle Oğuz Bey'e uzun paylaşımından dolayı teşekkürlerimi sunuyorum...bizim gibi yeni öğretmenlere yol gösteriyorsunuz...teşekkürler..
Kayıtlı
kostaköğretmen
Yeni Üye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7


« Yanıtla #7 : 21 Kasım 2009, 22:08 »

Değerli meslektaşlarım. Harika bir sayfa ve çok yararlı paylaşımlar.Tam bir zümre toplantısı. Bunu hazırlayan ve paylaşımda bulunan bütün meslektaşlarıma teşekkür ederim.
      ben de mesleğime 19 yılımı verdim. Burada yazılacak çok şey var. En çok yararlı gördüğüm ve zevkle uyguladığım bazı yöntemler var ve bunları paylaşmak istedim ben de.
      Her haftanın son derslerinde haftanın öğrencisini seçiyorum. Bir hafta boyunca haftanın öğrencisi olmak için davranışlarıa ve derse katılıma önem veriyorlar.
      Kitap okuma alışkanlıklarını geliştirmek için "Arkadaş defteri" adıyla bir defter oluşturdular. Herkes okuduğu hikayelerde veya romanlardaki kahramanları arkadaşı olarak kabul ediyor ve bu defterlerine o kahramanları, kısaca fiziksel özelliklerini ve kişilik özelliklerini belirtiyor.
Her ay bunları inceleyip herkes en sevdiği arkadaşını tanıtıyor bizlere.
     Kelime hazinelerini geliştirmek için "Benim Sözlüğüm" adıyla bir not defteri oluşturuyorlar ve yıl boyunca derslerde veya dışarıda duydukları, öğrendikleri sözcükleri anlamlarını bu deftere yazıyorlar.
     şiir dinletisini ben de yaptırıyorum. Fakat her hafta bir öğrencimi sırayla haftanın şairi olarak seçip onun dinletisini dinleyip değerlendiriyoruz.
     Ayrıca her öğrencime bir noktalama işaretinin adını verdim. O kendisini ve görevini yıl boyunca tanıtmakla görevli oldu. Hatta bazılarını artık herkes görev adıyla tanıyor: Nokta Ahmet, Virgül Birgül, üç nokta Selim gibi.
     Yöntem çok. Bana göre asıl önemli olan eğitimi yaşamın içinde eritebilmek. Şekerli çay gibi yani o zaman eğitimli hayat olur bence.
     Umarım genç ve dinamik arkadaşlara biraz faydası olur yazdıklarımın.
Kayıtlı
Oğuz AKKAŞ
OğuzAkkaş
Site Sahibi&Yönetici
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3724


www.ilkogretimturkce.com


Site
« Yanıtla #8 : 21 Kasım 2009, 22:18 »

Ne kadar faydalı bir paylaşımda bulunmuşsunuz hocam , her zaman öğretmenlikte tecrübenin önemine inanmışımdır. Tecrübelerinizden faydalanmak bizler için gerçekten çok öenmli. Çok teşekkürler.
Kayıtlı

Bildiklerini anlat ama akıl vermeye kalkma.
İyi Paylaşım Bir Teşekkürü Hak Eder...
zikrininfikri
Paylaşımcı Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 36


« Yanıtla #9 : 22 Kasım 2009, 11:40 »

Sevgili arkadaşlar hepinizi yürekten kutluyorum.Öğretmenlerimizin ders işleme yöntemleri konusunda bu tür öğretilere gerçekten gereksinimlerivar.Ben de naçizane bir biçimde düşüncemi sunmak istiyorum.Sözlü anlatımların yanında çocuklarımızı yazılı anlatımlarını da geliştirmeye gereksinimleri var.Ancak 24 yıllık öğretmenim  ve şuna tanıklık ettim.Çocuklarımız öğrenmiş oldukları sözcükleri ve dilbilgisi kurallarını yazılı anlatımlarda uygulayamıyorlar.Sözcük dağarcıklarını genişlettik sanıyoruz; ama yazılı kompozisyonlarda bunları kullanamıyorlar.Öğrendikleri noktalama imlerini kullananların sayısı çok az.Bu yüzden ben kompozisyon yazdırırken önce konuyu tahtaya yazıp sonra her öğrencinin konuyla ilgili çağrışımlarını (sözcük ,söz öbeği veya cümleleri) tahtaya yazdırıp öğrencilerimin sonra yazılarını yazmalarını istiyorum. Böylece konu hakkında bilgisi olmayan öğrenciler de fikir sahibi olmuş oluyorlar. Sonra da yazım yanlışlarını ve noktalama yanlışlarını düzeltirken kağıtları değişmelerini istiyorum.Böylece kendi yanlışlarını göremeyen öğrenci bir başkasının yanlışını bulabilmek için azami çaba gösteriyor.
Kayıtlı
aristokrat_24
Paylaşımcı Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 17



« Yanıtla #10 : 22 Kasım 2009, 20:52 »

teşekkürler
Kayıtlı
teksen
Paylaşımcı Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #11 : 12 Aralık 2009, 22:03 »

Sevgili arkadaşlar ben siteye yeni üye oldum ve özellikle bu formu çok başarılı buldum. Burada emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.Ben de kendi tecrübelerimi paylaşmak istedim sizlerle. Ben öğrencilerimden atasözü ve deyimler defteri tutmalarını istiyorum ve dersimizin olduğu her gün için iki atasözü ve iki deyimi açıklamalarıyla birlikte yazmalarını istiyorum .Her sınavımda da bir atasözü ve deyim sorusu mutlaka soruyorum. Kitap okumakla ilgili yaptığım çalışma da şöyle: Onlardan kendilerine güzel bir defter almalarını istiyorum.Bu defter onların kitap defteri oluyor. Okuduğumuz kitabın yazarı varsa ödül almış eserlerinin adı ,kitabı okurken etkilendiği güzel sözler, olaylar ,sevdiği ve sevmediği şeyler gibi bazı sorular yazdırıp onları cevaplamalarını istiyorum. Sonra da 'Okudum Etkilendim' kitap sergisi yapıyoruz. Bir sınıf bu sergiye diğer sınıfları davet ediyor ve gelen öğrenci hangi kitapla ilgilenirse okumuş olan ona kitabı anlatıyor.Böylelikle ilatişim kurmalarını da sağlamış oluyorum .Özet ödevlerinin çok sağlıklı olmadığını düşündüğüm için böyle uygulamarı daha sağlıklı buluyorum.
Kayıtlı
seyhanbuse
Paylaşımcı Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15


« Yanıtla #12 : 12 Aralık 2010, 01:57 »

Ben de Oğuz hocamın sözlü notu uygulamasını yazılarını okuduktan sonra uyguluyorum.100 Puan verdim ödev,kitap getirmeme gibi sebeplerle düşüyorum.Yaptırım oluyor.Hocama teşekkür ediyorum.
Her ders başında sırayla  bir öğrenci atasözü açıklıyor ve bunu sınıfımızın atasözü defterine yazıyor.Fakat öğrencilerin bu atasözlerini öğrenemediklerini fark ettim bu noktada ne yapacağıma karar veremiyorum.
Kayıtlı
alkan38
Çalışkan Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #13 : 13 Aralık 2010, 16:51 »

Kompzisyon yazdırırken noktalama işaretlerini renkli kalemle yzmalarını istemek çok faydalı oluyor. Öğrenciler işaretlerin yzının içinde fark edilmeyeceğini düşünüp noktalama işaretlerini pek kulanmıyorlardı, şimdi kağıtlarını alıp kaç çeşit işaret kullandıklarını sayıp farklı noktalam işareti kullananlara teşekkür edince çok dikkat etmeye başladılar
Kayıtlı
ofes
Kıdemli Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 149



« Yanıtla #14 : 13 Aralık 2010, 18:05 »

               Kitap okutma mevzusunda biraz aykırı olabilecek bir yaklaşımım var,"zorla güzellik olmaz" mantığıyla hareket ediyorum.Özet defteri tutturmak,kitap okuma listesi yaptırmak benzeri faaliyetler ile bir öğrencinin kitap okuduğuna şahit olmadım.Okuyan zaten okuyor,okumayana da "hadi oku" deyince okutturamıyorsunuz.Ben ders kitaplarımın arasında masanın üzerine roman benzeri bir kitap bırakıyorum ve zil çalınca da orada bırakıyorum.Ders içinde okuyan öğrencilerimle okudukları kitaplar hakkında sohbet ediyorum.Ellerinde gördüğüm bir kitaba çok ilginç bir şey görmüş gibi ilgiyle yaklaşıyorum ve "ne kadar güzel bir kitap,nereden buluyorsunuz bunları?" türünden şeyler söylüyorum.
             Uzun lafın kısası zorla kimseye kitap okutturamayız belki; ama ilgilerini rahatlıkla çekebiliriz.Unutmayın gözleri üzerimizde.(Ruhsal veya fiziksel en küçük değişikliğimizi fark edebiliyorlar.)
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
 | Yazdır | 
Gitmek istediğiniz yer: