|
derinnn
|
 |
« : 07 Temmuz 2010, 21:59 » |
|
Yıl 1943. Genç Mustafa'nın tayini kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa > Kütüphanesi'ne çıkar. Devlet memurluğu o dönemde süper bir şey, çünkü > özel sektör falan yok. Bizimki kütüphanede heyecanla okurları bekler; > bir gün olur, beş gün olur, gelen giden yok. Etraftakilerle konuşur, > herkese anlatır: "Bakın kütüphane bomboş duruyor, gelin kitap okuyun." > Gelen giden olmaz. Amirlerine durumu bildirir. > > - Kardeşim otur oturduğun yerde, maaşını düzenli alıyon mu, almıyon > mu? > - Alıyorum. > - Eee, o zaman ne karıştırıyon ortalığı, gelen giden olsa maaşın mı > artacak? Başına daha fazla bela alacan, o kütüphaneye yıllardır kimse > gelmez zaten. > > 23 yaşındaki genç memur "Ne yapayım, ne yapayım?" diye düşünür durur. > Sonunda aklına bir fikir gelir, eşine söyler. Eşi önce "Deli misin > bey?" der, ama kocasının bir şeyler üretme, işe yarama çabasını > yakından görünce fikri kabullenir. > O dönem devletteki amirlerinin çıkardığı tüm engellerin tek tek, > binbir güçlükle üstesinden gelir. Çünkü o zaman da şimdiki gibi, "Aman > bir şey yapmayalım da başımıza bir iş gelmesin. Çalışsan da aynı maaş, > çalışmasan da" zihniyeti aynen var. > > O bıyıklı, kravatlı, asık yüzlü, sigara kokan, arkalarındaki Atatürk > resminden utanmayan, ama ülkesine gram faydası olmayan bürokratları > zorlukla ikna eder ve bir eşek alır. İki tane de sandık yaptırır. İki > sandığa, kalınlığına göre 180-200 kitap sığar. Sandıkların üstüne > "Kitap İade Sandığı" yazar. > > > Kitapları eşeğe yükler ve köy köy gezmeye başlar. > Kütüphaneye de bir yazı asar: "Sadece Pazartesi ve Cuma günleri > açıyoruz." Köydeki çocuklar şaşırır. Eşeğe bir sürü kitap yüklemiş bir > amca, o gariban çocukların küçücük ellerine kitapları verir. Düşünün, > Noel Baba gibi. Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler > yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da. > "Çocuklar bunları okuyun, aranızda da değişin. On beş gün sonra aynı > gün gelip alacağım. Aman yıpratmayın, diğer köylerdeki arkadaşlarınız > da okuyacak" der. > Mustafa artık Ürgüp'teki kütüphanede bir iki gün durmakta, diğer > günler eşeği Yüksel'le köy köy gezmektedir. Köylerdeki çocuklar Eşekli > Kütüphaneciyi her seferinde alkışlarla karşılarlar. Kalpleri küt küt > atar heyecandan, sevinç içinde yeni kitapları beklerler. Mustafa > Amca'nın ünü etrafa yayılır. Diğer devlet memurları makam odalarında > sıcak sıcak oturup iş yapmazken, Mustafa'nın eşeği Yüksel yediği otu > hepsinden fazla hak etmektedir. > Zamanla insanlar kütüphaneye de gelmeye başlar. Mustafa bakar ki > kütüphaneye kadınlar hiç gelmiyor. Zenith ve Singer'e mektup yazar: > "Bana dikiş makinesi yollayın, firmanızın adını kütüphanenin girişine > kocaman yazayım" der. Zenith dokuz tane, Singer bir tane dikiş > makinesi yollar (ilk sponsorluk faaliyeti). Salı günlerini kadınlar > günü yapar. Kumaşı alan kadın kütüphaneye koşar. On makine yetmediği > için sıra oluşur. Sırada bekleyen kadınların eline birer kitap verir, > beklerken okusunlar diye. Okuma-yazma oranının düşüklüğünü görünce > halkevlerine okuma yazma kursları vermeye gider. Halıcılık kursları > başlatır, bölgede halıcılığı canlandırır. Bu arada valilik Mustafa > hakkında dava açar, "kendi görev tanımı dışında davranıyor" diye. 50 > yaşına gelen Mustafa Amca baskıyla emekli edilir. > Mustafa Amca köylüler arasında efsane olur, yıllar geçtikçe > köylerdeki çocuklarda okuma aşkı yerleşir. 2005 yılında Mustafa Amca > vefat eder. > Tüm Kapadokya çok üzülür, aralarında toplanırlar. Ürgüp'e Eşekli > Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykelini dikerler. > Girişimcilik ne biliyor musun? > Bulunduğun yere yenilik katmalısın. > Mutlaka adım atmalısın. > Yaptığın iş olduğu yerde durup duruyorsa, sende bir uyuzluk vardır > arkadaş. > İnsan var, dokunduğu yere değer katar; insan var, dokunduğu yere > değer kaybettirir. > Bakın Nevşehir'den ve bu ülkeden nice müdür, amir, vali, bürokrat, > milletvekili, politikacı geçti; binlercesinin adını kimse hatırlamaz > ama Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykeli var.
|